Yunanlıların Zeus’u, İskandinavların Odin’i varsa Türklerin de Ülgen’i, Erlik’i, Umay’ı var: Az bilinen “Türk Mitolojisi” ayrıntıları…

by Haber Fora

Zeus, Herkül, Afrodit denildiği zaman insanların büyük bölümü, bunların ne olduğuna dair fikir sahibiler.

Hristiyanlık öncesinde pagan inancının hakim olduğu dönemlerde eski Yunan tanrılarına ait olduğuna inanılan ve günümüzde “Yunan mitolojisi”nin ayrılmaz parçası olan bu isimler halen Türkiye’de bile birçok mekana, işletmeye isim olarak konuluyor.

Keza son yıllarda bir M.S. 9 ve 10. yüzyıllarda Avrupa kıyılarını talan eden Vikinglere dair filmlerin artmasıyla “İskandinav mitolojisi”nin kahramanları olan Odin, Thor’un adlarının da Zeus gibi bilinir olmasını sağladı.

İskandinav ve Germen mitolojisi içerisinde yer alan “Elfler” adlı periler, Yüzüklerin Efendisi filmi ile dünyanın dört bir yanında bilinir oldu.

Tarihte her toplumun kendine göre bir mitolojisi, hikayeleri olsa bile bunların pek azı bir Yunan, Mısır ya da İskandinav mitolojisi gibi biliniyor.

Mitoloji kelime anlamı olarak mitleri (doğaüstü varlıkları kişileri konu alan uydurulmuş kurmacalar, halk hikayeleri), doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim dalı.

Köklü bir geçmişi olan Türklerin de bir mitolojisi vardı.

Edebiyat öğretmenliğinin yanı sıra edebiyat, tarih konularında araştırmalar yapan, Osmanlı’dan Latin harflerine çevirileri bulunan Merve Köken’in Karakarga Yayınevi’nden yeni çıkan “Türk Mitolojisi” adlı kitabında Türk halklarının özellikle İslam öncesindeki inançlarında yer alan tanrılara ve doğaüstü varlıklara dair bilgiler yer aldı.

Türk mitolojisinin az bilinmesinin iki nedeni

Kitabıyla ilgili Haber Fora’nin sorularını cevaplandıran Köken, başka devletlerin mitolojisiyle kıyaslandığında Türk mitolojisine dair kaynakların kısıtlı olduğunu belirtti.

Köken, Türk mitolojisinin Yunan, Mısır ve Nors (İskandinav) mitolojisine göre daha az popüler olmasını da Türklerin daha geniş bir alana yayılmasına ve İslamiyet’e girmelerinin ardından Türklerin İslam öncesine dair bilgileri kayıt altına almamaları hatta bu kültürün tamamen unutturulması yönünde eğilime girmelerine bağladı.

Yapılan saha çalışmalarının Türk mitolojisine konu olan Türk kültürünün de hiç azımsanmayacak boyutta olduğunu gösterdiğini belirten Köken, çalışmasının bu alana ilgi duyan insanlar için bir giriş kapısı niteliğindeki kılavuz kitap olduğunu söyledi.

Köken’in kitabında anlatılan Türk destanları dışında yer verilen eski Türk tanrıları ve mitolojik kahramanlar şunlar:

Evrenin hakimi Gök Tanrı (Kök Tanrı)

Gökyüzü tanrı, tanrıça, onların yardımcılarının yaşadığı yerdir. Yarım küre şeklinde düşünülmüştür. Şaman inancına göre 16 katmandan oluşur. Gökyüzünün bekçileri çift başlı kartallardır.

Gök Tanrı, 16. katta oturan en üst düzey tanrıdır.

Bütün evrene hükmeden aynı zamanda evrenin var olmasının sebebidir. Ondan başka pek çok ruh, tanrı ve tanrıça barındıran gökyüzü kutsaldır.

Bu nedenle çadırların üst tarafından ufak bir aralık bırakılır. Burada gökyüzüne ve Gök Tanrı’ya bir gönderme vardır.

Gök Tanrı için genç kızların kurban edildiğine dair söylenceler var

Eski Türkler, Gök Tanrı’ya saygılarını sunmak için kanlı veya kansız kurban törenleri de yapmışlardır.

Kurban töreni Türkler tarafından kutsal kabul edilen kayın ağacının çevresinde yapılıyor, törene şamandan ziyade “Aksakal” isimli yaşlı kişi yönetiyordu.

Kurbanın kanı kesinlikle yer dökülmüyor, dökülürse kutsiyetin bozulacağına inanılıyor, işlem bittiğinde kemikler yakılıyordu.

Bu törene kadın ve çocuklar kabul edilmiyordu.

Köken, kitabında çok daha ilkel dönemlerde yılda bir defa da olsa Gök Tanrı için genç kızların da kurban edildiğine, cesetlerinin yakıldığına dair söylenceler de olduğunu da söyledi.

Güneş ve Ay Tanrı:

Bu iki kavram da gökle alakalı olması nedeniyle kutsiyet içeriyordu. Çin kaynakları bir Hun hükümdarının her sabah güneşe saygısını sunduğunu söylerken, kimi Uygur metinlerinde Ay Tanrı kavramı görülür.

Ak Ana / Ana Maygıl

“Ak Ene” olarak da bilinen, Tanrı Ülgen’e Yaratılış Destanı’nda dünyanın yaratılma ilhamını veren kutsal dişil ruhtur. Suyun derinlerinde yaşamaktadır.

Gök Tanrı ile aynı fonksiyona sahip bir tanrı Ülgen

Pek çok ortak görüşe göre Gök Tanrı’nın zaman içerisinde fonksiyonel olarak aynı kalmış ama isim değiştirmiş halidir.

Ülgen zamanla Gök Tanrı’nın yerini almıştır. Dualarda Ak Ayas, Ayas Han sıfatlarla kendinden bahsedilir.

En önemli yardımcıları Maydere, Mangıdışere olan Ülgen’in Utkuçı isimli bir de elçisi vardır.

Ülgen’in sayıları yedi ile dokuz arasında değişen kızları oğulları vardır, gökyüzünün çeşitli katlarında yaşarlar. Kızlarının spesifik bir ismi yoktur onlara “Ak Kızlar” denir ve şamanlara ilham verirler.

Oğullarının isimleri ise Karakuş, Karşıt, Pura Han, Burça Han, Yaşıl Han’dır en çok içlerinden Karşıt’ı sever.

Ülgen için yapılan kurban törenlerinde Gök Tanrı’ya yapılandan farklı olarak boz at kesilir ve töreni bizzat şaman yönetir.

Ülgen’in yardımcı ruhları

Yayık: Görevi haber alıp, iletmek olduğundan bazı yerlerde “anam yayucı” olarak da anılır.

Suyla: Güneşin kırıntılarından oluştuğuna inanılan bu kutsal töz insanlara daima iyilik sunar.

Karluk: Dumanla birlikte anılan Suyla’ya benzer görevleri bulunan yardımcı ruhtur. Ona dua edilirken bir bacadan havaya su saçılır.

Utkuçı: Kelime anlamı olarak güler yüzle karşılayan demektir. Ülgen’in elçisi durumundaki bu ruh yeryüzüne inmez hep gökyüzündedir.

Kadınların, çocukların, hayvanların koruyucusu  Umay

Altay’larda dişil özelliğiyle anılan ilahe, tanrıça, mitolojik ana olarak nitelendirilen varlıklardan biridir. Adı Göktürk yazıtlarında da geçer.

Umay, kadınları, çocuklar ve hayvanları koruyan tanrıça olarak bilinir.

Bazı topluluklarda “Sarı Ene” olarak da geçer. Hatta günümüzde Tahtacı Türkmenlerinin söylencelerine konu olan “Sarı Kız”ında bu inanıştan geldiği sanılıyor. 

Ok ve yayla betimlenmesinin en önemli nedeni çocukları kötü ruhlardan koruduğuna inanılır.

Yeraltının hakimi, kötülük tanrısı Erlik

Kötülük tanrısı Erlik ve onun yardımcı ruhları ile birlikte anılan yer altı, karanlığın simgesidir.

Karanlıklar alemi yedi veya dokuz kat olarak tasarruf edilmiştir. Yeraltındaki kötü ruhların şamana siyah tilki olarak göründüğü düşünülmüştür.

Yer altı çoğu zaman kötü ruhların gideceğiz “Tamug” cehennem olarak da ifade edilmiştir.

Erlik’in Karaoğlanlar olarak nitelendirilen oğullarının isimleri ve misyonları ise şöyle:

Karaş Han: Karanlık ile sembolize edilen bir ilahtır. Sert ve güçlü yapılı olan Karaş Han’ın siyah yılanları vardır, geceleri hüküm sürer.

Kerey Han: Yeryüzünün arabozuculuk ilahıdır. Nifak tohumları ekmesiyle bilinir.

Matır Han: Taş bilekli olarak betimlenen Matır Han, cesaret ile birlikte anılır.

Kömür Han: Şaman ile Erlik Han arasında arabuluculuk yaptığına inanılır. Kömür gibi siyah olarak betimlenir.

Şıngay Han: Kargaşa çıkardığına inanılır.

Padış-Pıy Han: Yeryüzünü felaketlere, salgınlara ve afetlere sürükleyen ilah olarak tanımlanır.

Yabaş Han: Adı bozgunculukla beraber anılan ilahtır.

Temir Han: Sokar yani tek gözlü olarak bilinen Temir Han, demircilik ilahı olarak bilinir. Yer su ilahlarından Yo-Kan isminde oğlu vardır.

Uçar Han: Kötü haberleri getirmesiyle bilinir. Casusluk ilahı olarak da tanımlanır.

Yer ve su ilahları hangileriydi?

Yo-Kan: Yer ruhlarının en güçlüsü olan Yo-Kan toprağın koruyuculuğunu da yapar.

Talay Han: Denizlerin ve ırmakların hamisi olan Talay Han, pek çok yönüyle Yunan tanrısı Poseidon’u andırır.

Bay Bayanay: Avcıların koruyucusu olan bu ruh gökyüzünün doğusunda oturur.

Adam Han: İnsanları koruyan bir ilahtır.

Şalık Han: Avcılıkla alakalı bir ilah olan Şalık Han’ın çok güçlü bir insan olduğu bu gücü sayesinde tanrısal bir güce sahip olduğuna inanılırdı. Ava çıkanların ona dua ettiği bilinmektedir. Ayrıca avla ilgili Mohol Toyon isimli bir ruhun da olduğuna inanılırdı.

 

Bunu da beğenebilirsiniz

Yorum Yap